Ev
- histerik

- 28 Haz 2024
- 2 dakikada okunur
''Ne kadar iyi bir insan olursan ol birilerinin yaşamında kötü karakter olacaksın'' demişti bana. Boş gözlerle suratında yer alan kırışıklıklara bakıp üzerinde durmamıştım, şimdi anlıyorum ne söylemek istediğini. Peki kötü karakter olmak gerçekten de kötü bir şey mi? Buna cevap vermeden önce cevabını duymak istediğim başka sorular var. Kötü kavramını kime ve neye göre tanımlayarak yanıtlayacaksın? Senelerce yaşayıp, bakımını yapmadığı ev depremde yıkıldı diye bu evi kötü mü yapar? Bunun da iki cevabı var aslında; Evet-Hayır.
Senelerce ona yuva olmuş, sevincini ve hüznünü daha nice adını dahi koyamadığı duygularını yaşamış olduğu bu ev, bir depremde yıkılarak geriye sadece toz bulutu bıraktı. o kadar öfkeliydi ki ona karşı, yıllarca beslediği tüm güzel duygular yok olup gitmişti. Neticede onu yapayalnız bir başına bırakmıştı şimdi kime sığınacaktı? Kimde sabahlayıp kimde geceleyecekti? Hayatında edindiği en kötü tecrübeydi bu ev ,evet evet emindi en kötü tecrübesiydi bu onun. ''Başıma gelen en kötü şeysin'' naraları atıyordu etrafta. Şimdi ne yapacak ,başını nereye sokacaktı? Bunca zaman sonra muşamba bir çadıra mı gidecekti? Ne yani soğuk ve karanlık bir ortamı mı layık görmüştü ona? İşte o böyleydi kötünün kendisiydi, dayanıksızdı! Küfürler haykırarak geriye bıraktığı tuğla yığınlarına tükürerek gecenin karanlığında kayboldu. Başka haneleri kendine ev sanacaktı muhtemelen.
Peki evini hiç dinlemiş miydi bunca zaman?
Bağırıp,yumruklar savurduğu alçı duvarlarının başta toz şeklinde sağa sola dökülmesini niye dikkate almamıştı? Zamanla dökülmeler yerini sarmaşık şeklinde çatlaklara bırakmıştı bu defa anlar diye ama dudak büzüp geçip gitmişti yanından. Her görmezden gelinişinde biraz daha fazla çatlıyordu aslında baştan ikaz verip durmuştu. Nasıl olsa o hep buradaydı; yumruklansa ,çatlaklar oluşşa hatta köşeden gözyaşı niteliğinde su damlatsa bile o zaten hep buradaydı kibar davranmaya ya da minnet duymaya gerek yoktu ne de olsa onun görevi bir çatı altında ona sıcak huzurlu bir ortam oluşturmaktı. Ama bilmiyordu ki bu dünyada evsiz insanlar da vardı hemde azımsanamayacak kadar çok vardı. Bu onu ilgilendirmiyordu bakım yapmasına gerek yoktu o kendi başının çaresine bakardı bunca yıl ayakta kalmış bundan sonra da kalırdı elbet. Hem ne olmuş iskeleti hasarlıysa, kumu sağlam değilse, artık ayakta duramıyorsa? Onun görevi ev olmak mızmızlanmak değil, saray gibi binlerce ev vardı o şikayet ediyor muydu ki ev de edecekti! Aslında ana depremden önce bir sürü artçı yaşandığında da uyarmaya çalışmıştı, kiremitlerini devirerek ama hakaret yemekten başka bir şeye yol açmamıştı. Sanırım artık yapacak başka bir şeyi kalmamıştı,onu uyarmıştı karşılığında ''senden başka ev yok mu sanıyorsun?'' lafıyla yatıp kalkmıştı. Bir şeyi unutuyordu oteller ev olamazdı. Her ne kadar başlangıçta adeta ev sıcaklığı gibi terimlerle tanıtılsa da sonrasında yeni sahibini bekler ve seni kapı dışarı ederdi. Belki de artık bunları yaşaması gerekiyordu nasihat değil musibet şarttı. Öyle de oldu ana depremde kendini bıraktı biliyordu ona ne kadar yardım ettiyse etsin kötü karakter olarak kalacaktı . Belki de bazen iyi olmak çözüm değildi ,kötülüğünde gerektiği kısımlar vardı.



Yorumlar