Antidepresan
- histerik

- 19 Kas 2023
- 4 dakikada okunur
Psikolojik sorunlarımı yaşadığım bir ev olarak düşünüyorum. Benim evim üç katlı,gri taştan duvarlı ,yemyeşil çimenlerin olduğu civardakı evlerin yalnızca bacalarından çıkan dumanın görülebildiği mesafede bir yerde mevcut. penceleri ahşap beyaz bazıları sarmaşıklı gayet estetik gözüken bir yapı. Bir kişi için fazlasıyla büyük olduğundan ötürü
çoğu oda kullanılmıyor. odaların kapısı kitli mi değil mi bilmiyorum sadece koridorda kapının önünde duruyorum içeriye kulak misafiri oluyorum. kimi zaman fısıltı duyuyorum kimi zaman sadece kendi soluğumu işitiyorum . bir süre çok gidip geldim beyaz ahşap kapıların önüne, gri gümüş rengi kapı kolunu aşağı indirip girmeye yeltensem de daha önceden dışarı atıldığımı düşününce vazgeçip bırakıyorum. En sonunda bu rutinden sıkılıyorum ve anahtarları alıp kendi odam ve ihtiyaç durumum dışında kalan tüm odaların kapılarını kitliyorum. Biri varsa da artık yok, ya da rahatsız olursa ses verir elbet. Evin dış kapısının hemen bitiminde dört basamaklı merdiven var . Bazen son basamağın bir üstüne kalçamı yerleştiriyorum,çıplak soğuk ayak parmaklarımı nemli çimenlere değdiriyorum. Bahçe diyebileceğim çitle kaplı bir bölüm yok , hiç çit yok evin etrafında. Her yer yeşillik ve ağaçlarla örtülü , taşlık yol biraz ileriden geçiyor gelen giden çok olmadığından her yere bahçem diyebiliyorum. Dışarda bulunan dört basamaklı merdivenin sol çarprazında posta kutusu var. Mektupları seviyorum hem de çok. Bence yazılar konuşmalarımızdan daha sesli ve daha duygu dolu. Yine de postacı çok gelmiyor ,iki bilemedin üç haftada bir uğruyor. Odamın camından geldiğini görebiliyorum o kadar beklemiş olmama rağmen çoğu zaman gidip bakmıyorum bile. Orada haftalar hatta aylarca bekliyorlar. Belki kendi kendime heyecan yaratıp, gelen kağıt parçasından çok şey vadediyorum ondan. Neyse gelen çoğunlukla saçma kağıtlar ,faturalar,belgeler oluyor. Hayal kırıklığı yaşayacağımı o kadar iyi biliyorum ki bu hissi daha çok iliklerime kadar yaşamak isteyip bilerek o kadar zaman bekleyip kendimi umutlandırıp daha büyük kırgınlık yaşamak için bunca zahmete girdiğimi fark etmiyorum bile. Tuhaf kısmı gerçekten kırgınlık yaşıyorum. Başkasından ziyade kendi kendime kırgınlık yaşatıp panzehir mi oluşturuyorum acaba? evin sağ kısmında büyük bir gölet var içinde kuğular olunca ve güneş ışığı yansımış olduğu zaman, kırmızı bir örtü alıp çimlere serip saatlerce bu manzarayı izlemeyi seviyorum . Büyük kısmında sıcağında vermiş olduğu etkiyle uyuya kalıyorum. Evimin çatısında belli başlı çatlaklar var ,çok mühim gözükmesede sağanak yağmurlarda benim odamın içerisine damlıyor. Pek umursamıyorum tavanda ufak bir kısım su çektiğinden küflenmiş durumda . Odamın açık renk yer yer sıvaları dökülmüş duvarı var. Arada çizmiş olduğum resimleri yapıştırarak kapatıyorum ama yine de pek umrumda değil. Alan olarak geniş bir oda olduğundan kapının sağ kısmında demir başlıklı bir yatak var, üzerinde fuzuli birden fazla yastık var. yatağın yanı başında kocaman bir cam var. Demiş olduğum gibi önünde sarmaşıklar var . Olabildiğince ince bir tülüm var ,gökyüzünü izlemeyi çok severim. Aynı zamanda kalın ve koyu renkli bir perdem de tülümün yanı başında yerini alıyor. Bazen ışığa hiç tahammül edemiyorum. Yatağımın karşısında bir çalışma masası ve cam bulunuyor, sol kısımdada bir giysi dolabı. Öyle dolap dediğime bakma neredeyse birbirinin aynısı olan bir kaç beyaz elbise var. Kocaman ,çok sayıda odası olan evde kendimi sadece buraya ait hissediyorum gerçekten de bana ait olan tek yer burası. Oturma odasının her yanı beyaz çarşaflarla kaplı , anında eşyalar taşınacakmışcasına her yer örtülü. Örtüleri kaldırmak istemiyorum sanki bir şey değişecek. Oda fazla tozlu . Bana göre orda anılar kendini tekrar tekrar yaşatıyor . o yüzden odayı onlara ayırdım. Geceleri bulunduğum konum nedeniyle çok karanlıkta kalıyorum bu beni ürkütüyor. Gecenin sesini dinlemek beni oldum olası ürpertmiştir. Bir şeyler anlatmak istediğini biliyorum . Böyle gecelerde hep gökyüzüne bakarım bir tane kutup yıldızı olarak adlandırdığım yıldızım var. Gerçekten kutup yıldızı mı tartışılır ama o benim kutup yıldızım. Gündüzün bilmediği sırları o bilir. Ben çok sulu göz bir insanım ama hiç mutluluktan ağlamadım. Sadece kutup yıldızım beni bir defasında çok ışıldadığı için ağlattı. O yıldıza özellikle kutup yıldızı deme sebebim yol gösterici oluşu bazen de ya kayan yıldızsa diye düşünüyorum daha çok parlar belki ama sonunda gözden tamamen yiter gider. Gündüzlere tahammül edebilme sebebim bile gece yıldızımı görecek olmamken ,onun kayıp yitip gitmesini göze alamam. Yolun hemen yanında bir kiraz ağacı var penceremin hemen hizasında olduğundan gece onun yapraklarını sağa sola sallama sesiyle gözümü kapatıyorum. Ben uykuya dalmakta güçlük çeken biriyim böyle zamanlarımda imdadıma kiraz ağacım yetişir. O sadece yapraklarını sağa sola sallamıyor aslında benimle konuşarak uykuya dalmamı sağlayarak imdadıma yetişiyor. Sadece bu konuda değil her konuda benim imdadıma yetişiyor. Bana yaşamı hissettirdiği için çoğunlukla onun altında kitap okur, resim çizerim. Kutup yıldızıma her gece onu karşılayacağıma dair sözüm var aynı şekilde kiraz ağacıma ona göz kulak olacağıma dair sözüm var. Kiraz ağacım artık bir fidan değil o görkemli, güzel kokulu kirazları olan olgun bir ağaç. Gelecek kış için kimseye ihtiyacı yok. Kutup yıldızım kocaman gökyüzünde benim göremediğim sürüyle yıldızla arkadaşlık yapmakta. Yolunu bulmak için bekleyen binlerce kişi var, kuzeyi bir sürü kişiye gösterebilecek durumda. Bu koca ev bana çok dinginlik,sakinlik kattı ama sanırım evimden taşınma zamanı geldi . Farklı bir şehirde, ülkede,kıtada hatta evrende beni bekleyen gerçekten ev gibi hissettirecek yer elbette var. Bu kadar büyük olmasına, sakin olmasına gerek yok. Çitleri olan ya da bana ait kısımlarını görebileceğim bir evim olması yeterli . Ha bide çatısı damlatmasa daha iyi .

Yorumlar